Blog Layout

The News

Savaş Şenel

image

İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENİM DANIŞMANI

& İLETİŞİM DANIŞMANI & YAZARLIK KOÇU

İNSANLAR VE UZAKTAN KUMANDALI OYUNCAKLAR

Bir ara oğluma uzaktan kumanda edilebilen bir oyuncak araba almıştım. Sonra onun dikkati başka şeylere yönelince, zavallı arabacık evde mahzun kaldı! Ben de bu arabayı ofise getirdim. Zihnen yorulduğum zamanlarda, hiç değilse başka bir şeye odaklanıp birazcık nefes alabilmek için, ara sıra bu arabayla oynamaya başladım. Ama beyin bu! Durmuyor ki! Arabayla oynarken, insanın bir şeyleri özellikle uzaktan kontrol etmeyi ne kadar sevdiğini fark etim. Kırmızı arabacık benden uzaklaşıp-gidiyordu, ama ne yaparsa yapsın, elimdeki kumanda cihazının bana verdiği avantaj sebebiyle, benim kontrolünde kalıyordu. Fakat bunun bir istisnası vardı: Bazen bu küçük araba bir yere takılıyordu ve artık ona sözüm geçmediği için, mecburen yerimden kalkıp, onu oradan kurtarıyordum!

Birçok insanın sevdikleri ve özellikle çocukları konusunda aynı “uzaktan kumandalı oyuncak” tavrını benimsediklerini görüyorum. Çocuklarını sürekli, uzaktan veya yakından kumanda etmek istiyorlar! Bunu kendilerince yapıyorlar da! Uzaktan kumanda cihazının menzilinden çıkınca, oyuncak arabalara veya diğer uzaktan kumandalı oyuncaklara da ulaşamazsınız! Çocuklarımız da er ya da geç menzilden çıkacaklar. Yani onları sürekli olarak kumanda edemezsiniz! Onların kendi içlerinde yer alan ve onlara yol gösteren bir mekanizma inşa etmek zorundasınız!

Meselâ sizin her dediğinizi yapan bir çocuk bile, bir gün çözümünü sizden duymamış olduğu bir sorunla veya durumla karşılaşabilir. Yeni durumla ilgili olarak “ictihad” yapabilecek, yani yeni bir çözme ulaşabilecek bir birikimi var mı? Duyguları istese de, bir şeyin yanlış olduğunu ona fısıldayabilecek bir protokol-kurallar sistemine sahip mi? Çünkü bu çocuk veya genç aslında her yerde yalnızdır. Mesela ulaşım vasıtalarında, okulda, iş yerinde, sokakta ve daha birçok yerde onunla birlikte değilsiniz veya ona her konuda ona net bir çözüm sunmuş da olamazsınız. Peki, bu durumlarda karşılaşabileceği durumlarda kendisi çözüm üretebilecek durumda mıdır?

Bir gün oğlumun okulundaki veliler toplantısında, tavırları itibarıyla kontrolcü olduklarını anladığım diğer velilere çocuklarına okuma alışkanlığı vermelerini tavsiye etmiştim. Anne ve babanın çocuklarına sunduğu çözümler ne yazık ki her zaman yeterli olmazlar. Gençler, hayatın her yerinde kararlar vermek zorundalar ve siz her zaman onların yanında olamazsınız. Evde ağırbaşlı bir şekilde oturan oğlunuz, dışarıda kendisine sigara ikram eden arkadaşını reddedebilecek mi? Yoksa “erkek” olduğunu ispatlamak gibi saçma-sapan bir çevre baskıyla bu teklifi kabul mü edecek? Ya da kızınız, doğru olsalar da, iltifatların arkasına saklanmış olan gerçek niyetleri görebilecek mi? Siz ona “yabancılarla konuşma” dediniz belki, ama kendisini birden bire ve ruhen çok yakın bulduğu birisiyle karşılaşınca ne yapacak? Duygularını vurup-ölçebileceği bir mihenk taşı veya protokoller dizisi var mı?

Sevdiklerinizi zihnen ve kalben kendilerine yeter hâle getirmenin yolu, onları iyi kitaplar, iyi filmler ve elbette ki iyi insanlarla tanıştırmaktır. Onların bu saydığım şeylerle müstakil-sizden ayrı bir şekilde zaman geçirmelerini sağlamak ve teşvik etmektir. “Sevdiklerinizi kendi hâllerine bırakın” demiyorum. Belki benim de hayatım boyu bir gözüm çocuklarımın üzerinde olacak. Ama onların kendi başlarına da doğru tercihlerde bulunabilecek şekilde donanımlı olmalarını isterim.

Uzaktan kumanda etmeye çalıştığınız kişiler, zamanla menzilden çıkarlar; aslında ve zaten onlar, hiçbir zaman tam anlamıyla sizin kontrolünüzde olmadılar; belki de sadece öyle göründüler. Sürekli olarak kumanda etmek istediğiniz ve kendilerine yeter hâle gelmelerini teşvik etmediğiniz veya buna izin vermediğiniz kişiler, hayat içinde “oyuncak” olurlar!

Ama artık büyümüş oldukları, sigara içmeye başladıkları, bir Facebook hesabına sahip oldukları, akşamları eve geç geldikleri, yalnız yatmaktan korkmadıkları veya buna benzer başka sebeplerden dolayı, siz onları yetişkin sanırsınız!

------------

Van’da ve sonrasında bütün Türkiye’de duyulmuş olan derin bir acımız var. Depremde vefat etmiş olan vatandaşlarımıza Allah’tan Rahmet, arkada kalanlara sabır diliyorum.

------------

Bu yazıyı yazarken dinlediğim melodi: Johann Pachelbel: “Canon”

Bu yazımla ilgili olarak film önerisi: “Searching For Bobby Fischer”

Bu yazımla ilgili kitap önerisi: Dr. Kevin Steede “Anne-Babaların Yaptığı 10 Hata”

More Articles...

Page 1 of 2

Start
Prev
1

Polls

Joomla! is used for?

Who's Online

We have 2 guests online