TİLKİ DEĞİLİM, AMA TİLKİLERİ TANIRIM!

 

Yürümeye yeni başlamış bebeklerle oyun oynamışlığınız varsa, mutlaka siz de benim gördüğümü görüp-gülmüşsünüzdür. Bebecik saklambaç oynarken, siz onu görmeyesiniz diye kapının arkasına “güya “saklanır. “Güya saklanır” diyorum, çünkü kapının diğer tarafına değil, size bakan tarafına saklandığı için onu görürsünüz! Ama “sen nerdesin yahu?” deyip sonra da “aaa buradaymış” deyip, onu güç-bela bulmuş gibi rol yaparsınız ki, bebecik neşeyle ve gevrek gevrek gülsün.

Buna benzer kurnazlıkları yetişkinler de bol bol yaparlar. Yapılan şeyin kurnazlık olduğu aşikârdır, ama siz yine de duruma göre davranırsınız ve neler düşündüğünüzü belli etmezsiniz.

Mesela “yurdum insanına”, onun durumuna uygun ve okuduğunda zaman ve bilgi kazanacağı bir kitap önerdiğinizde, o kitabım kendisini de sizden ödünç ister. Bunu da ricayla da değil, emir gibi yapar. Danışmanlık mesleğiyle kütüphanecilik mesleğini karıştırır! Cancağızım, ben doğru kitapları bulmak için yıllarca okudum! Bir zahmet sen de git kitabı satın al veya başka birisinden ödünç al değil mi ama? Tavsiye etmiş olduğunuz kitabın sizde bulunmadığını veya ödünç veremeyeceğinizi söyleyince, bir de sizi mahcup etmeye çalışırlar ve “aklıma sen düşürdün” vs gibi şeyler söylerler. Ben de “canım yurdum insanı! Bu “tilkilikle” senin sonun olacak” diye içlenirim!

İş dünyasında da kurnaz, ama bir o kadar da mutsuz olan çok sayıda insan bulunur. Para kazanırlar, ama insan kaybederler. Bu durum, bedenindeki bir yaradan kan kaybeden bir kişinin acil servise koşmak yerine, bakkala gidip litrelerce meyve suyu alıp-içmesine benzer. Meyve suyu kan yapmaz mı? Yapar derler, ama cancağızım biraz beklemek gerekir. Ona da ömür yetmez! Para kazanmayın demiyorum, çünkü lazım bir şeydir. Ama parayla halledilemeyecek olan ve sadece hatırla yaptırılabileceğiniz işler de vardır. Tabi etrafınızda hatırınızı sayan insanlar var ise bu mümkündür!

Bir keresinde, bir arkadaşım, arabasının park ücreti olan 5 YTL’yi görevliye kâğıt para olarak vermiş. Park yeri sorumlusu da, para üstü vermesine gerek olmadığı hâlde, dalgınlıkla arkadaşıma 10 YTL üstü, yani 5 YTL vermiş. Arkadaşım da bu parayı: “Para üstünü fazla verdiniz” diye geri verince, “kurnaz” ve “keskin zekâlı” görevli ona şöyle demiş: “Abi bu 5 YTL çok eski. Sende başka varsa onu ver!” Kendi vermiş olduğu eski parayı almamış. Yahu kardeş, “keskin” zekânı teşekkür etmek için kullansana! Onu mizah konusu yapmasana!

Bazı çocuklar, sizin ona getirdiğiniz şekerden size vermezler. Bu kurnazlık bile değil, tilkiliktir! Çünkü ertesi akşam ona şeker getirebilecek birisinden şeker esirgemek, olsa olsa tilkilik olur. Ama bazı çocuklar da size hemen şeker ikram ederler, çünkü sizin ona yine şeker getireceğinizi bilirler. Bu ise akıllılıktır! Bazı çocuklar da hesapsız ikram ederler. Bu üçüncü grup, hayatta biraz üzülürler ve zamanla ikinci gruba dahil olurlar ve ölçüsüzce vermemeyi öğrenirler.

Kurnazlarla bir arada yaşamak, dikkat ister. Kurnazlıkları, insanlara karşı duydukları korkudan ileri gelir. Onlar, savaşta düşman sanıp, arkadaşlarını vuran askerlerin yaptığını gibi sivil hayatta yaparlar. Cephedeki kişinin bu hatası, bir derece anlaşılabilir. Ama sivil hayatta, bazen vurulmayı göze almak pahasına da olsa insanlara şans vermek gerekir.

Ne dersiniz?

Savaş ŞENEL

İngilizce Eğitim Danışmanı

& İletişim ve Yazarlık Koçu

This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it

This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it

Bu yazıya eşlik eden albm: “Les Inoubliables Chansons”

Kitap Önerim: Ferenc Molnar: “Pal Sokağı Çocukları”

Film önerim: Pay It Forward (2000)